Dükkan Açmak Kolay Değildi!

''Her ne san’at kim cihanda işlenür Anı halk üstâd elinden öğrenür”
Esnaf olabilmek için bir ustanın yanına çırak gidilir, yaklaşık üç senelik bir talimden sonra, usta çırağın yeterliliğine kanaat getirirse esnaf kıdemlileri huzurunda imtihan olunurdu. Dini, ahlaki bir takım sualler sorulur ve kendi alanında bir eser yapması istenirdi. İmtihanı geçerse beline “şet” kuşanır ve aynı ustanın yanında kalfalığa yükselirdi. Boşalmış bir dükkan bulursa devralıp usta olarak bu dükkanda sanatını icra ederdi. Bu durumda da esnaf loncasında “çırak çıkarma” adı verilen bir merasim düzenlenirdi. Genelde çıraklık, kalfalık ve ustalık süresi yedi yıl kadar sürerdi. Usta istediği yerde ve istediği zaman dükkan açamazdı. Bunun için ya sanatını terk eden bir esnaf ustalık hakkını o alanda yetişmiş bir kalfaya ücretle devreder ya da ölen bir esnafın evladı aynı mesleği yapmıyorsa varislerine peştemallik ücreti ödemek suretiyle dükkanı devralırdı. Bazen de artan ihtiyaçlar karşısında dükkan sayısı devletçe düzenlenirdi. Böylelikle hem ekonomi kontrol altında tutulur, rekabet ve ürün kalitesi de sorunsuz yürütülürdü. Ahilik bir tarîkat olmamakla beraber her esnaf zümresinin kurduğu Tarîk-i Fütüvvet denilen esnaf loncalarıydı. Bunların başında da esnafın hayat boyu seçtiği bir şeyh bulunurdu. Sonraları buna lonca ustası dendi. Bu esnaf şeyhleri, dini tarîkatlerde olduğu gibi seyr-i sülük yoluyla değil seçimle vazifelendirilirdi. Zaman zaman bu esnaf şeyhlerinin bir tarîkat mürşidi de olmasından dolayı fütüvvet yolu bazı tarîkatlare nisbet edilmiştir. Örneğin ahiliğin Anadolu’da teşkilatlanmasını sağlayan Ahi Evran, Sühreverdi Tarîkati’nden Evhadüddin Kirmani’nin terbiyesinde yetişmiştir. Yine kendi dönemi ahilerinin şeyhi olan Şeyh Edebalı’nın Vefaiyye Tarîkati’ne mensubiyeti bilinmektedir.
İşte Tarik-i Fütüvvet’in zaman zaman bazı tarîkatlere nisbet edilmesinin temel sebebi bu olmakla beraber ahilik bir tarîkat değil Türk esnaf birliği kuruluşudur. Yine İslam tarihinde, yaptığı meslekle ün salmış ünlü biri, o mesleğin pîri kabul edilirdi. Gaziantep Ahi Tekkesi’nin son ahi babası olan Ökkeş Efendi’nin şeceresinde 73 meslek pîri zikredilmektedir. Bunlardan bazıları; çiftçilerin pîri Hz. Adem, demircilerin pîri Hz. Davut, gazilerin pîri Hz. Ali, gemicilerin pîri hz. Nuh, terzilerin pîri Hz. İdris, soytarıların pîri Şeytan aleyhi’l-lane’dir. Yüzyıllar boyu ahlaklı ve mahir meslek erbabı yetiştiren ahilik kurumu çeşitli adlarla günümüze kadar değişerek ve dönüşerek gelmiş, tarihte oynadığı rol, ananevi törenleri, gülbankları, fütüvvetnameleriyle hem Türk kültür tarihinde hem de Türk meslek hayatında derin izler bırakmıştır.
Zübeyir Tolga ÇİLER