yerelhayat @ hotmail.com

AZTEKLER VE SALGIN HASTALIK

1970 yıllarda tanrıların arabaları adı bir kitap okumuştum. Erich Von Daniken tarafından yazılan Kitapta eski Mısır, İnka, Maya ve Aztek medeniyetlerinin mumya tekniği, büyük tarım alanları, uçak pisti gibi devasa yolları, muhteşem mabetleri, hava alanları ve kayıp şehirlerinden örnekler veriyor. Çağın çok ilerisinde bir matematik geometri ve astronomi bilgisinden bahsederek dünyaya başka gezegenden gelen canlılar olduğunu söylüyordu.  

  

16 Ağustos 1519 sabahı, Aztek kıyılarına yanaşan İspanyol gemileri, sahile 533 asker, 110 denizci, 16 at, 14 top indirdi. Çıkarmayı yöneten 34 yaşındaki İspanyol Hernan Cortes’in gözü Aztek altınları, yeni köle ve yeni topraklardı.

Aztek Kralı Eyen Montezuma, ilk defa gördüğü İspanyolları dostça karşılayıp, onları sarayına davet etti. İspanyollara hediye olarak altın ve gümüşten süs eşyaları, yiyecek olarak mısır ve kümes hayvanları, atları için yem ve hizmet etmeleri için kadınlar verdi.

Aztekler son yıllarda felaket üstüne felaket yaşıyorlardı. Gökteki kuyruklu yıldızlar, ürünleri yok eden şiddetli yağışlar, şehirleri yıkan azgın seller ve yıldırımların çıkardığı yangınlar Aztekleri yıkmıştı. Bu felaketleri çözemeyen yöneticiler, din adamlarının kehanetine sarılmışlar denizden gelecek beyaz tenli ve kara sakallı Tanrı Kral Quetzalcoatl’u bekliyorlardı.

İspanyolların karaya çıktığı 1519 yılı, Aztek takvimine göre 52 yılda bir tekrarlanan "Tek Kamış" yılı karaya çıkan adamların başındaki adam beyaz tenli ve kara sakallıydı. Aztek kralı Eyen Montezuma ve halk İspanyol Komutanı Cortes'in kehanetteki kendilerini kurtaracak tanrı olarak görüyorlardı.

Tanrı olmazsa da İspanyolların 650 kişilik askeri, Aztekler ise 150 bin kişilik dev bir ordusu vardı.   Ancak Aztek askerlerinin elinde: Ok ve yay, yöneticiler arasında iç çekişme, üst üste gelen felaketler, halk arasında kızlarını tanrılara kurban etmenin burukluğu İspanyolların elinde ise: Disiplinli askeri bir birlik, çelik kılıç, at ve top vardı.  Aztekler, bölgeyi istilaya gelen İspanyollara yenildi.

Azteklerin bir avuç insana yenilmesinin ardındaki sır defalarca araştırıldı. Kimi Azteklerin barışçıl olduğunu, kimi Azteklerin bir araya gelememesini, kimi köhne din anlayışını, kimi de Azteklerin askerlikten anlamadığını söyledi.

650 kişi ile 150 bin kişilik Aztek ordusunu kuşatan İspanyolların, Aztekleri nasıl aç ve susuz bıraktığını yazanlar şimdi şöyle söylüyor. Aztekler; sağlık, eğitim, tarım ve imar alanlarında önemli mesafe almış büyük bir medeniyetti. Büyük şehirleri, çarşıları, mabetleri, geniş tarım alanları vardı. Altın, gümüş gibi değerli madenleri seviyor ve kullanıyorlardı. Ama onlar İspanya’dan gelen hastalıkları bilmiyorlardı.  Yüksek ateş, baş ağrısı gibi şikâyetlerle yataklara düşen Aztekliler gözlerinden, ağızlarından ve burunlarından gelen kan ve acılarla teker teker öldüler.

Aztekler savaşarak değil, İspanya’dan gelen hastalıklara yenilerek öldü. Çünkü Aztekler Avrupa’dan gelen hastalıkları bilmiyor, vücutları bu hastalıkları yenemiyor, doktorlar halk arasında hızla yayılan salgınları durduramıyorlardı.

Üzülerek söyleyelim ki bu gün de benzer bir durumla karşı karşıyayız. Tüm dünyayı kasıp kavuran Kovid-19 adında bir solunum yolu enfeksiyonu var. Dünyanın hemen her yerinde her gün binlerce kişi ölüyor. Hastalığın bu gün için bilinen bir tedavisi yok, hafif atlatmak için yapılacak şey aşı olmak.

“Aşı olacak mısınız?” sorusuna verilen cevaplara: Birileri bu küresel sermayenin tüm dünyayı yönetme arzusu, birileri hastalık falan yok bu ilaç şirketlerinin para kazanmak için uydurduğu bir yalan, birileri bana bir şey olmaz, bir başkası ise bu işi çok abartıyorsunuz diyor.

Günümüzden 500 yıl önce 650 İspanyol’un 150 bin askere sahip Aztekleri nasıl yok ettiğini unutmayalım.

Her şeyin bir sebebi, her sebebin bir hikmeti vardır. Hikmet ölmekte değil, yaşamak ve yaşatmaktaktır. 

Aztek medeniyetinin yok olması insanlık alemi için büyük bir kayıptır.

Mustafa TELLİ